Yeni Şairler İçin Taktikler
Şiir
yazmak için kişinin (yapay veya doğal bir) duygu yoğunluğuna sahip olması
elzemdir/çok lüzumludur. Öyle ki bir şair bir şiiri planlı olarak değil, pat
diye, yoğunlaşan bir duygu akımından hareketle yazar.
Duygu,
gereklidir ama bu duyguyu içsellikten çıkarıp dışarıya aktarmak daha da gerekli
ve meşakkatlidir. Bu meşakkati aşmak için bol bol kitap okuyup kelime haznemizi
genişletmeliyiz.
Kişi
belirli/dar bir kelime haznesine sahipse duygusadığını veya düşünsediklerini tam
manasıyla dışarıya aktar/a/maz. Eğer aktarmaya yeltenirse asgari de olsa bir
sancıya tutulur.
İşte bu
sancıyı çekmeden önce tedbir olarak bol bol, bize faide verecek kitapları
okumalı, bilmediğimiz kelimeleri (gerekirse) bir sözlük çalışmasıyla öğrenmeli
ve unutmamak için de günlük hayatta istimal edip/kullanmalıyız. Eğer bu pratik
uygulamayı yapmazsak, yeni öğrendiğimiz kelimeler sözcük dağarcığımıza,
bilinçaltımıza kâmil manada yerleşmeyecektir. Eee bu da emekleri boşa çıkarıp,
insanı çıkmaz bir sokağa sürükleyecektir.
Gelelim diğer
bir hususa. Şair ne zaman-nerde duyguyla dolup şarj olacağını bilemediği için,
yanında sürekli bir not defteri bulundurmalıdır; aklına gelen boş-beleş,
gerekli-gereksiz, abuk-sabuk (…) ne olursa olsun yazmalıdır. İsterse bir
aforizma kısalığı, isterse bir makale uzunluğu hiç fark etmez.
Ye-
Ter-
-ki
YAZ -----------
SIN…
Aklına ne gelirse yazsın; çünkü acemi birliğindeki asker,
acemi olduğundan dolayı, çoğu hatasından sorumlu tutulmaz. Aynen öyle de, bu
işe yeni girişmiş şair veya şaire arkadaşlarımız da yeni yeni yazdıklarından
ötürü her (yeni) yazdığı mübah hükmündedir( eee artık hükmü de verdik. Bir
zahmet yazmaya başlayın!.. Ha bu arada n’olur Türkçe kaide ve kurallarını
dosdoğru öğrenip, bunu, yazdığınız eserlere de yansıtın). Selam/et ile…
-İbrahim GÜNGÖR