Bir gün bir
köyde ailesiyle huzur içinde yaşayan Umut adında bir çocuk varmış. Umut her gün
anne ve babasıyla, tarlada çalışmaya gidermiş. Umut’ un arkadaşları oyun
oynarken Umut da çalışırmış. Buna rağmen, Umut, aile durumunun kötü oluşundan,
her gün durmaksızın çalışıyormuş ama Umut tarlada çalışmanın, bir anlamı
olmadığını, kazandıkları parayla karınlarının bili doymadığını anlayarak, bir
gün babasına: ”-Baba tarlada çalışmanın bir anlamı yok, bu parayla karnımız
bile doğru-düzgün doymuyor” der. Babası da, Umut’ a: ”-Bak oğlum bizim eski bir
evden başka hiçbir şeyimiz yok” der. Bunun üzerine, Umut, tarlada değil de
şehirde çalışmayı düşünür.
Akşam olur
ve Umut uyur. Sabah olunca Umut, annesi ve babasıyla vedalaşıp şehre gider.
Şehirde hamallık, hurdacılık ve ayakkabı boyacılığı yapmaya başlar. Sokakta
uyuyup, sokakta kalkardı. Sabahları altı saat boyunca aç-aç ayakkabı boyacılığı
yapmaya başlar. Diğer altı saatte de hamallık yapardı. Geceleri ise uyumayıp
hurdacılık yapardı. Böylelikle aradan iki ay geçer. Umut artık annesi ve
babasının köyüne gitmeye karar verir. Bozuk para kesesi(annesinin Umut’ a, el
emeğiyle yaptığı para kesesi), küçük umutlar ve özlemiyle, anne ve babasını
düşüne-düşüne yola koyulur.
Umut köye varır.
Köye geldiğinde heyecanla evine doğru koşar. Eve geldiğinde bağırarak: “-Anne
baba neredesiniz” der. Bir nebze ümitle köyü uçtan uca arar ama hiçbir yerde,
anne ve babasını bulamaz köyün delisi Umut’ u görür ve sorar: “-Umut ne
yapıyorsun sen bir saattir? Köyde dolanıp duruyorsun” diye. Umut, anne ve
babasını aradığını söyler. Deli de: ”-Ne olduysa, sen gittikten bir ay sonra
oldu” der. Umut da korkuyla: “-Ne oldu?” diye sordu. Deli: “-Senin annen ve
baban, hakkın rahmetine kavuştu” der. Umut ailesinin ördüğü bozuk para kesesi,
umutları ve gözyaşlarıyla yere yıkılır. Bu olaydan on iki yıl sonra üzüntüyü
atlatır ve bu eski harabeye dönmüş evi satılığa çıkarıp oradan ayrılır ve şehre
gider. Şehirde kendine bir ev tutar. Zamanla zengin arkadaşları olur. Umut, eli
açık olduğundan fakirlere, yoksullara yemek ve benzeri, yardımda bulunurdu. Bir
gün Umut’ un arkadaşları Umut’ la bir lokantaya giderler. Lokanta lüks bir
lokantaymış. Arkadaşları yemiş, içmiş ve eğlenmişler. Sıra hesabı ödemeye
gelmiş. Arkadaşları Umut’ un iyi niyetini kullanarak Umut’ a:”-Umut üzerimizde
para yok, rica etsek hesabı sen öder misin?” derler. Umut da açık elli
olduğundan yemeğin hesabını öder. Umut yavaş-yavaş zenginliğini yitirir. Umut
artık kaybedeceği bir şeyinin olmadığını anlayarak evini satıp, bütün parasın,
kendi gibi yetimlerin bulunduğu bir esirgeme yurduna bağışlamış. Umut, parası
bitti ve fakir oldu diye hiç üzmemişti. Çünkü; fakir ve çulsuz olduğu takdirde
ona yardım edebileceği arkadaşları vardı, en azından o böyle zannediyordu.
Arkadaşlarından yardım istemeye karar veren; Umut, artık tek-tek arkadaşlarını
ziyaret etmeye başlıyordu ama, Umut’ un, eski zenginliğinin olmayışını gören
her arkadaşı, Umut’ un yüzüne bile bakmıyor ve sırtlarını çeviriyorlardı. Bir
gün Umut’ a bir telefon gelir, telefondaki adam bir tarihi eser koleksiyoncusudur
ve Umut’ un köydeki evinin değerli olduğunu ve cüzi bir miktara satın almak
istediğini söyler. Umut da hemen kabul eder ve eski zenginliğine misli-misli
geri döner. Umut’ un arkadaşları bu haberi alır ve Umut’ un evini bulurlar.
Evine gelir ve zili çalarlar. Az sonra kapıyı bir adam açar. Umut’ un
arkadaşları sorar: “-Umut nerede? Biz Umut’ un arkadaşlarıyız” diye. Adam,
Umut’ un buradan taşındığını ve bu evi de yetim ve aç çocuklar içi
bağışladığını söyler. Bir de, arkadaşları için bir şey bıraktığını söyler ve
getirmeye gider. Arkadaşları da para sanarak orada beklerler. Adam, Umut’ un
arkadaşlarına bir kese uzatarak: “-Umut, bunu size vermemi istedi” der.
Arkadaşları para kesesini açıp bakarlar. İçinde bir mektubun olduğunu fark edip
mektubu açıp-okurlar ve mektupta şöyle yazardı:
“Kısa zaman içinde sizleri tanıdım
Sizde cömertlik yok diye cömertliğimi,
Duygularınız yok diye duygularımı kullandınız.
Ben de size bu para kesesini bırakıyorum.
İçinde para yok ama siz de olmayanlar var.
Bu kesede benim umutlarım, gözyaşlarım ve duygularım var.
Bu keseyi alın ki; içindekilerini kazanın…”
Umut’ un arkadaşları bu satırları okur ve oracıkta bir şeyi
anlayıp ağlamaya başlarlar…