ÇANAKKALE SAVAŞI’NIN BİLİNMEYENLERİ(HİKAYE)
Çanakkale direnişimiz esnasında bizim
siperler de en değerli olan şey cephane değildi, morfin ağrı kesici.
Bir sıhhiye çadırı kurduk orda, hekim
içeride tabii savaş başladı. Ölüm yağıyor siperlerimize top mermileri,
mermiler, şarapneller, binlerce yaralı var, sıhhiye erleri sedyelerle
yaralıları taşıyorlar sıhhiye çadırına. Orda ameliyathane ama ameliyathanenin
olduğu çadırın önünde bir masa, böyle bir masa ve masanın başında bir doktor
her yaralı asker o masaya yatırılıyor önce, doktorun görevi şu; bu yaralının
kurtulma olasılığı var mı? yani ameliyat edilirse yaşar mı? Ve elinde enjektör,
enjektörde morfin ağrı kesici eğer asker ameliyat edilirse kurtulabilme
olasılığı varsa morfini ona yapıyor. Ama herkesin ağrı kesiciye ihtiyacı var
yani ölecek olsa da onunda ağrı kesiciye ihtiyacı var, yapamaz, yapamazsın
çünkü morfin çok az, ne zor bir görev düşünsenize o doktoru.
Bir
sedyede yaralı getiriliyor bakıyor, bağırsakları çıkmış paramparça.”-Bunu
kaldırın” bağıra çağıra gidiyor çocuk…
Yapamazsın morfin yok! Kurtulma olasılığı
olana yapabilirsin görevi o.Ne zor bir görev…
Bir başka yaralı geliyor bakıyor doktor
“-Ha bu ameliyat olursa yaşar, kurtulur” ona morfini yapıyor “-Çabuk
ameliyathaneye” tekrar enjektöre morfin koyuyor, bekliyor. Bir başka yaralı
geliyor sedyede inliyor asker bağırıyor çağırıyor “-Yalvarırım yardım edin!”, “-Bunu
kaldırın” bağıra çağıra gidiyor. Bir başka yaralı “-Bunu kaldırın”.Bir başkası
paramparça biri diz kapağı gözüküyor “-Bunu kaldırın” o an yaralı askerden bir ses “-Baba, baba!”
elini indiriyor, acıma duygusu olmasın diye yaralıların yüzüne bakamıyordu
doktor. Elini bu şekilde siper olarak tutuyordu. “Baba” sözünü duyunca elini
indiriyor bakıyor ki öz oğlu, evladı “-Baba beni tanımadın mı? Baba yardım et!”
herkes öylece doktora bakakalıyor elinde ağrı kesici, sıhhiye erlerine dönerek
o doktor şunu söylüyor “-Bunu gölge bir yere kaldırın”. Bizim savaşı
kazanacağımız o kadar belliydi ki.”Bunu gölge bir yere kaldırın” ve o doktor
birkaç saat sonra görevini bir başka hekim arkadaşına devrettiğinde ölüme terk
edilen yaralıların olduğu bölüme gidiyor ve oğlunun ölmüş olduğunu öğreniyor. O
morfini ona yapmıyor çünkü biliyor ki ameliyat edilse bile yaşayamaz onun
görevi morfini hayatta kalabilecek olanlara kullanmaktı, evladı da olsa yapmıyor.Yani
şu dünya medyasında tarihimizi aşağılayan bizi böyle ne bileyim ilkel, barbar
neler-neler duyuyorsunuz.Hiçbir toplumun tarihi sütten çıkmış ak kaşık değildir
ama bir milletin zenginliği de hisse senetleri değil hissi senetleridir, hissi
senetlerini unutan bir toplum yoksullaşmaya yok olmaya mahkumdur.
Sunay Akın'dan esinlenilmiştir...